Serap Demirağ Sanatla Dolu 55 Yıl Ve Ateş... Ve Işık... ve Sevgi... ve Işık... ve ATEŞ... ve Umut... ve İnsan... ve Su... ve Can... ve Aşk... ve Bilim... ve Mutluluk... ve Sema... ve Oluş... ZOE ZOYA OZA UYANIŞ SİSTEM OYLUMLAR Tanrılar & Tanrıçalar TUTKU DUALAR

1951 Kırklareli Alpullu’da doğan Serap Demirağ, 1971 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Resim Bölümü’nü bitirdi. 1988 Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Lisans Eğitimi yaptı. 1991 OYLUMLAR Resim Kitabı yayınlandı. 1995 VE IŞIK… VE ATEŞ… Resim Kitabı yayınlandı. 2004 VE IŞIK… VE ATEŞ… VE İNSAN Şiir Kitabı yayınlandı. kırk üç kişisel, dört yüzden  fazla karma sergisi bulunan Demirağ’ın yurt içinden ve yurt dışından almış olduğu  çeşitli ödülleri bulunmaktadır.

Serap Demirağ’ın yapıtları düşsel fantezilerin değişik, özel, kendine özgü niteliklerini taşır. Eserlerindeki tanınabilir somut nesneler ile tanınmayan soyut nesneler, farklılıklarına rağmen düşünsel ve eylemsel boyutlarda diyalektik bir uyum sergilemektedir. Tanınabilir nesneler alışılmış işlevlerinin dışında başka işlevler yüklenerek yeni resimsel bir terminoloji oluşturmaktadır. Elma artık her gün yenilen bir meyve değil: ilk evrensel aşk, ilk baş kaldırı; kiraz çekirdek ve kabuğu ile belki de bir atom; su damlacıkları ışığın kristal içine hapsedilmesi; dünya bir gezegen; insanlar birer robot olarak resimlerde farklı bir nesne-mekan ilişkisi oluşturmaktadır. Düşsel mekan sonsuzluk içinde bir boşluk, boşlukta yer çekiminden kurtulmuş olarak duran elma, kiraz, nar, limon, erik gibi meyve formları hemen yanında Anadolu Hitit Uygarlığından seçilmiş arkeolojik görüntülerin içiçe geçerek oluşturduğu biçimsel formlar, insanlar, evrenler, tarihle ilgili düşüncelerin ipuçlarını vermektedir.

Düşsel, gizemli metafizik bir yaklaşım estetik boyutlarda sanat yapıtına yansımaktadır. Işıklı kısımlarda düz ince bir boya tabakasına karşın, belirsizleşen nesnelerin yer aldığı bölgelerde renk nüansları ve çizgisel dokular ağırlık kazanmaktadır.

ÖZ

“Deneyimler olgunlaştırır, deneyimlerle ulaşılır “ÖZ”e. Çünkü kazanımların hiçbiri kalıcı değildir. Deneyimler dizisinden yaşama geçirdiklerimizdir bize kalanlar. Kuşkusuz insan kendisini yaşar bulduğu andan itibaren, çevresiyle de hesaplaşmak durumunda kalır ama, asıl hesaplaşması gerekenin kendisi olduğunun farkına vardığı zaman, gerçek insanı bulacaktır yüreğinde. En zor olanı başarmalı, kendisini yargılamalıdır korkusuzca. Ve gerekirse kendisini cezalandırabilmelidir de. Yaşamın kabukları böyle soyulur, sanatçı olmanın ereğidir bu, böyle ulaşılır üst bilince ve ancak böyle BİR olunur yeniden…”

Serap DEMİRAĞ

null
Şakalandım
Daha Fazla
null
50. Yıl Sergisi
Sergiden