Ben gerçekten çok şanslıyım. Çok değerli insanlarla çalışma fırsatı buldum. Ama iki ustam oldu. Çok değerli iki usta. Şeref Bigalı bana sanatı tanıttı. Sanatın o çetin basamaklarını onunla çıkmaya başladım. “Resmin Namusunu” ondan öğrendim. Teknik tüm bilgileri o yükledi dağarcığıma. Öylesine çalıştırdı ki, bir virtüöz gibi parmaklarımın ucuna doldu tüm bilgiler. Düşünmeme gerek kalmadı.
Sonra, geçmiş ve gelecek arasında kalakaldım. Ne yöne bakacağımı bilemedim. Özgürlük tutsaklığım olmuştu. Sudan çıkmış bir balık gibiydim kumlarda. Çırpınıp duruyordum. Ne yapacaktım? Nereye gidecektim?
Çelişkilerle daralan yüreğim bir çıkış, minicik de olsa bir ışık arayıp duruyordu. Sabahlara kadar okuyor, deli gibi araştırıyordum. Aklımın hapsettiği bilgilerin, duygularımı esir alıp beni kandırmasından ölesiye korkuyordum. Her çizgimi, her rengimi sorguluyor, sorguluyordum.
Zef Cement’le aydınlandı yolum. Öylesine ışık oldu ki bana. Gözlerim kamaştı adeta. Kendime olan inancımı, yüreğimi tazeledi.
İçimdeki tüm kapıları ardına kadar açtı, kanatlarımı takmama yardım ederek yerçekiminden kurtulmamı sağladı. Sanatın evrensel bilince giden özgün yolunda dolu dizginim artık.
Sevgili ustalarım, sizlere sevgi, saygı ve minnetle teşekkür ediyorum.



