Resimde Gerçeklik Nedir?

Bilimsel gerçeklik deneyseldir ölçülebilir ve ispat edilebilir. Ancak sanatsal gerçeklik değişkendir deneye dayalı değildir, özneldir ve amacı sanatçının uyandırmak istediği imaja aracı olmaktır.

Benim resimlerimde yaptığım nar ya da elmayı tuvalden alıp yemek isterseniz yapamazsınız. Çünkü o elma ya da nar resmin objesidir artık. Ben elmayı atom olarak nesnelleştiririm resimlerimde. Oysa bilimin atomu boşluklardan oluşur. Bir sürü alt maddeciği barındırır. Tutamazsınız, göremezsiniz de. Sanatçının resimlerini görselleştirmek için tanınan, bilinen elle tutulup gözle görünen objelere gereksinimi vardır. Ama tuvalin üzerinde o nesneler artık gerçekte olduklarından farklıdır ve üstünde elmalar olan bir resme; Bu sanatçı acaba AMASYA’LI MI?” diyerek bakılmamalıdır.

Nar resimleri yaparken bir sistemi anlatmak için çabalıyorum. Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane. Bu bilmeceyi hatırlarsınız.

Yunuslarım aslında asla balık olmayan o özel yaratılmış lığın içindekini anlatır. Sevgiyi, aslı birlikte yaşamak olan büyük sanatı betimler. Moleküllerin birbirleriyle kucaklaşarak maddeye dönüşmesinin görselleşmeleridir onlar.

Kısaca resimlerimde ne elma elmadır ne nar bilinen nardır ne yunus denizdeki yunustur ne de at özgürce koşan dört ayaklı bir güzelliktir. Benim yüklediğim anlamlar ne ise resimlerimde o olurlar. İşte resimde yapılan da basitçe budur sevgili sanat yolcuları.

Resimlerimde gördükleri objelerin ne olduğunu ne anlatmak istediğimi, çektiğim doğum sancılarımı, tarihsel geçmişimi bilmeden tek resim için oturup yorum yapmak, bir kolyeden tek bir inci tanesini çekip alarak o kolyeyi dağıtmaya benzer. Sanatçı hiç bitmemişliğin esiridir. Hiçbir resim aslında bitmez. Bu nedenle sanatçı durmadan tuvalden tuvale koşar durur. Koşar ve gördüğü her nesneyi sizin tanışıklığınızdan pervasızca sıyırıp alır. Onu üst gerçekliğe, görünmeyene taşır.